Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk - İskender Pala


İskender Pala'nın tarih ile edebiyatı birleştirip ortaya birşeyler çıkarmasını, tarzı bu şekilde olan yazarları ve kitapları seviyorum. Hatırlayacağınız gibi önceki zamanlarda yine bu tarz bir kitap olan Katre-i Matem'i elimden geldiğince sizlere tanıtmış, ne kadar beğendiğimden de bahsetmiştim. Yazarımız bu kitaptada tarzından şaşmayıp aynı şekilde devam ediyor. Ama burada biraz durup Katre-i Matem ile bu kitabı karşılaştırmak istiyorum, ki okuyucu zaten kitapları okuduktan sonra ister istemez bir karşılaştırma yapıyor. Katre-i Matem'de yazarımız eseri daha dar bir zaman aralığında ele alıp, her kitapta olduğu gibi ana karakterler oluşturmuş, baskın, etkileyici bir konu ortaya çıkarmıştı. Bu kitapta ise diğer kitaba nazaran çok daha geniş bir zaman aralığını ele alıp, belli bir ana karakter üzerinden yürümemiş. Böyle olunca kitap Katre-i Matem'e göre çok daha hafif kalmış gözüküyor. Tabiki bu düşünce okuyucudan okuyucuya değişiklik gösterecektir.
Yazar kitabın ana konusunu Leyla ile Mecnun aşkı üzerinden ele aldığını söylesede benim gibi bir okuyucunun aklında kalan bölüm başlarına konulan Fuzuli, Nev-i, Naili gibi şairlerin mısraları ile BUAM isimli dünyaya yayılmış bir örgütün çalışmaları. Yine bana göre kitabı taşıyan, okuyucuyu sürükleyende bu örgüt. Aksi taktirde yazar sadece Leyla ile Mecnun aşkı üzerinden yürümeye çalışsaydı eğer okuyucu bir yerden sonra sıkılabilirdi. “Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk” için Katre-i Matem karşısında hafif bir kitap olduğundan bahsetsemde genel olarak bakıldığı zaman iyi kurgulanmış bir eser olarak göze çarpıyor. Bir tarafta aşk, diğer tarafta BUAM'ın sırları ve tarih ile harmanlanan eser okuyucuyu sessiz sedasız akan bir nehrin sularında sürüklüyormuş hissi uyandırıyor. Bugün düşündüğümde kitabın aklımda hoş düşünceler bıraktığını söylemeliyim. Şimdi diyebilirsiniz ki “bi karar ver adam, iyi mi kötü mü?”. Bence kitabı hiçbir eserle kıyaslamayın, sadece okuyun! Bu şekilde kitaptan çok daha fazla haz alacaksınız. Bir diğer bahsedilmesi gereken nokta ana karakterin olmaması, en azından diğer kitaplarda olan ana karakter yakıştırmasının dışında kalması. Eser Leyla'nın dudak izlerini taşıyan kağıtlardan oluşan, Fuzuli tarafından anlatılan Leyla ile Mecnun aşkının içine BUAM şifrelerinin gömüldüğü bir kitabın diliyle anlatılıyor. Hani animasyonlarda cansız varlıkların canlı gibi gösterilip yaşadıklarını kendi dillerinden anlatılması vardır ya aynı o şekilde bir anlatım tarzı var kitabın. Bu sefer pek fazla konu hakkında bilgi vermeyip okumanız için gerisini size bıraktım, maruz görün!
Son olarak kitap gerek anlatım tarzı ile gerekse konusu ile okunması gereken bir eser olduğunun altını çizerek yazımı sonlandırıyorum.

Kitaplı günler...

deepnote: Derdini konuşarak çok daha rahat anlatan bendeniz yazıya gelince aynı rahatlıkla anlatamıyorum. Bundan dolayıdır ki yazılarda bir takım eksiklikler bulunmaktadır. Sürçil ihsan ettiysek affola...

1 yorum:

Asayra dedi ki...

çok güzel yorumlamışsın şuanda okumaktayım ve yazdıklarınla bağdaşır fikirlerim var